4 Eylül 2010 Cumartesi

geçmişi örnek alıp geleceği ona göre şekilledirmek lölölö


Rüyamda dekanlık binasındaki yangın hortumunun başını çıkararak rektörün masasına koyduğumu snra da kapısının kilidine uhu sıktığımı gördüm ki çelişki burada ben bunu lisede yapmıştım bonbonum.


Nöbetçi olduğum bi cuma günü müdür yardımcısı odasından çıktıktan sonra koridordaki yangın hortumunun başını ıkınaraktan çıkarmış masasına koymuş ardından da kapıyı kapatıp kilidine uhu sıkmıştım. Aynı günün çıkış saatinde İstiklal Marşı okuncak herkes toplandı.



 Müdür yardımcısının bi elinde mikrofon diğerinde yangın musluğunun başı bağırdı:

“Bu ne? Bu ne çocuklar bu ne? (elinde de sallıyo bi yandan) Bu ne biliyo musunuz? bu yangın musluğunun başı … birisi bunu benim masama koymuş bi de o utanmaz kilide uhu sıkmış kilidi çıkarmak zorunda kaldık yazık günah değil mi çocuklar? Devletin malı bu kilit yangın hortumunun başı da keza öyle! Bu suçtur devletin malına zarar verme suçudur…” okulum apartmanların arasındaki bi okuldu ki millet balkonunda bu konuşmayı dinlemişti. Çok eğlenmiştim çok gülmüştüm ve la kukaraçça dansı yapmıştım dolayısıyla sınıf arkadaşlarım bana kaş göz yapmışlardı maralım. Sonracığıma yeni müdür aldı eline mikrofonu ve bi daha adamın elini bile sıkmama kararı aldıran muhteşem bi konuşma yaptı:

“Kola şişelerini atıyosunuz tuvalet deliklerine (ben de o atanlardan biriydim yihuuuu) tıkamışsınız bütün boruları… Ben de hiç iğrenmedim çocuhlar sıvadım golumu daldırdım içinie…”

bundan sonra şişeleri tuvalet deliklerinden nasıl çıkardığını anlatıyo ki bunu bütün okul, çevre esnafı ,apartman balkonundakiler olarak ilgiyle dinledik… nerden nereye geldim lan adamda kafa bırakmadınız… neyse beni bu gece bu anı dürttü beybi. İçimden dekanlığa gidip o yangın musluğunun başını sökmek ve dekanın veya rektörün odasına koymak gibi inanılmaz bi istek var. Hatta önünde bayılma numarası yapmak istiyorum ki bu da ben lisedeyken sık yaptığım bi davranış türüydü. Ben mutlaka her sene başı ya da nisan 1de dersimize yeni gelen hocanın önünde bayılır (bi defasında kafamı kürsüye çarpmıştım ne kadar kaptırıyorum kendimi düşün portakal çiçeğim) ya tansiyonunu fırlatır ya alel acele sınıftan çıkıp yardım istemesine sebep olur ya şoka uğratır ya da arkadaşlarımın kafalarını çantalarının içine sokarak gülmelerine sebep olurdum. Sonra bana geldiler yine bi gün bunu acayip şişman insan olan ve “Bu gece dolunay mı var” dedirtcek kadar kıllı müdürün önünde de yaptım.

Yanına gittim hocam ben…dedim küt yere. Etrafı kalabalık adam da şişman eğilemedi bn yerde yatanzi “Kaldırın… Kaldırın…” diye bağırıyo. Beni gülme aldı doğal olarak adamı da kalbi tuttu heralde gönderdi beni yanından. Ben hep böyle abuk subuk şeyler yapardım. Zavallı annem ve babam her veli toplantısında “Evet… biliyoruz… haklısınız… bizim kız öyle işte…” demek zorunda kaldılar. Son sene toplantılarıma gelmediler. Bi de lise hayatım boyunca gittiğim dersaneleri şarap kusmuğuna boğma olayım var ki onu da sonra anlatırım yeter lan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder